
Hayatımızda birçok fırsatla karşılaşıyor, bunların bazılarını görüyor ve bu gördüklerimizin bazılarını fırsata çevirebiliyoruz. Sonuca varırken karar yönündeki algımızı birçok etken değiştirip geliştirebiliyor. Bu kavrayış çerçevisinde, bakış açımızı nasıl daha pozitife çekebilir, karşımıza çıkan herhangi bir şeyi nasıl fırsata çevirebiliriz?
İnternet kullanımının yaygınlaştığı yılları hepimiz hatırlatırız. İnternetin yeni bir iletişim aracı olacağı ortadaydı. Fakat birçok kötü özelliğinin üzerinde durularak internet gizliden gizliye yasakların merkezi ilan ediliyordu. Bilinmez tabi, belki de bir pazarlama stratejisiydi bu. Ama ortada olan genç -yeni- neslin internete kaydığıydı. Yine o zamanların genç nesillerinden kabul edilenlerden şu anın bazı orta yaşlı milyonerleri havayı iyi koklamayı becerenlerdi...
Google 1998 yılında, Larry Page ve Sergey Brin tarafından kredi alınarak kuruldu. Bir riskti elbette. Ama onlar bunu başarıya çevirdiler. Günümüzde 4 milyarın üzerinde siteye tarama gerçekleştiren, günlük milyonlarca kullanıcısının ziyaret ettiği bir yer haline geldi. ve sadece .com uzantılı adının değeri 8.3 tril
yon abd doları. Dünyanın ve ülkesi ABD' nin en çok tıklanan sitesi konumunda. Hayallerin çok ötesinde elbette... Ama iş ileriyi görmekte ve ona yatırımı doğru risklerle alabilmekte...
Peki Google' ın kurulumunu incelediğimizde detay nerede saklı sorusunu soralım kendimize. Detay şu: herkesin kullanabileceği bir şeyi hayal etmek ve onu üretmek...
Bunu büyük bir vizyon olarak değerlendirebilirsiniz ama aslında en temel olan şey bu. Bu yazıyı okuyorsanız eğer sırrı merak ediyorsunuz. Sır, olmayacak gibi gözükebilen çok basit iki doğruyu birleştirmekte. Sır, uçabilmekte.
Hala genç olan başka bir milyoneri inceleyelim. İnternet dünyasının son akıllı çocuğu: Mark Zuckerberg! Kendisi Facebook' un kurucusu. Hikayesi çok tanıdık olduğundan hiç açmayacağım. Dünyanın en çok tıklanan 4. web sitesi. ABD' de ise 3. sırada yer alıyor. Değeri 5 trilyon abd doları. çıkış noktası ise "yine aynı". Arkadaşlarının konuşabileceği bir portal yaratmak istiyor. Açığı görüp dünyanın buna ihtiyacı olduğunu görüyor ve bunu gerçekleştiriyor. Sır' ın hala uçmak olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Elbette sadece sırlar yeterli olmuyor bu kavrayışı pozitife çevirmeye... Bu tarz şeylerde ilk olanlar sadece sıyrılıyor gibi gözüküyor. Realist bir bakış açısı, daha öz ama daha net veriler istiyor. Şimdi de o şekilde bir inceleme yapalım.
Günümüzde birçok kişi internetten küçük pazarlama siteleri kuruyor. Toptantıcısı ile anlaşıp satış yapanlar, depo ve satış elemanı gibi ek giderler olmadan satışını gerçekleştiriyor. Başarılı olanların gelirleri bir kaç bin türk lirası. Ayrıca satış sonrası hizmeti de toptancının verdiğini hatırlatalım.
Bu örneğe benzer bir örneği de internet ortamından bağımsız olarak verelim. Çeşitli ürünler satan (kozmetik, vs.) bir firma sizin çevrenizi kullanarak sizin kar etmenizi sağlıyor. Siz eşiniz dostunuza mal satıyorsunuz ve bunun üzerinden maaşsız olarak pirim alıyorsunuz. Bu pirim siz firmaya satıcı kişi sattığınız anda da yükseliyor. Son yılların en büyük pazarlama şekillerinden biriydi bu. Bunlar her ne kadar kaderinizi kendi ellerinize bırakmışsınız gibi gözükse de elde edebileceğiniz alternatif olanaklar. Bilinmiyor olması sizin suçunuz değil elbette. Kaçırdığınız bir fırsat.
Bir diğer konuda ekonomiye olan bakış açısı. Bir çok kişi ekonomik faaliyetlerin geçerli olduğu ticareti iyi anlamış durumda değil. Ticaretin siyaseti olmuyor, dini-dili-ırkı olmuyor. Başarabiliyorsanız ürününüzü satabiliyorsunuz. Temel olarak bilinmesi en temel olan şey x bir şeyin satılabilecek olduğu gerçeği. Mesele bunu satmak. İşte bu noktada insanlar yanılgıya düşüyor. Kendilerince yaptıkları hesaplarda bu iş tutmaz deniyor. Bunun temel sebebi kişinin kendini o konuda yetersiz hissetmesi. Çözümü nedir?
Elinizde olan ürünü çok iyi bir şekilde tanıyın. Şunları kesinlikle bilin:
- Nerede yapılıyor?
- Üretim sürecinde nasıl işlemlerden geçiyor?
- Hammadesi nedir?
- İşçilik ve emek değeri nedir?
- Piyasadaki pazarı (satılabilirliği) ne kadar?
- Bu ürünün düğer üreticileri kim?
- Ürününüz ile benzerleri arasındaki fiyat ilişkisi nedir?
- Ürününüzü diğer ürünlerden ayıran bir özellik var mı?
Bu soruları cevaplayabildiğiniz sürece alıcı olarak tanımladığınız tüketiciyi elinizde tutmuş olursunuz. Unutmayınız ki yukarıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar ne kadar net ve hatta ne kadar pozitif ise o ürünü o yüzdelik değerle satmış sayılırsınız.
Kendinize güvenin ve hayallerinize gerçekleşmeyecek gözüyle bakmaktan vazgeçin!
Yiğit KIRCA
İnternet kullanımının yaygınlaştığı yılları hepimiz hatırlatırız. İnternetin yeni bir iletişim aracı olacağı ortadaydı. Fakat birçok kötü özelliğinin üzerinde durularak internet gizliden gizliye yasakların merkezi ilan ediliyordu. Bilinmez tabi, belki de bir pazarlama stratejisiydi bu. Ama ortada olan genç -yeni- neslin internete kaydığıydı. Yine o zamanların genç nesillerinden kabul edilenlerden şu anın bazı orta yaşlı milyonerleri havayı iyi koklamayı becerenlerdi...
Google 1998 yılında, Larry Page ve Sergey Brin tarafından kredi alınarak kuruldu. Bir riskti elbette. Ama onlar bunu başarıya çevirdiler. Günümüzde 4 milyarın üzerinde siteye tarama gerçekleştiren, günlük milyonlarca kullanıcısının ziyaret ettiği bir yer haline geldi. ve sadece .com uzantılı adının değeri 8.3 tril
yon abd doları. Dünyanın ve ülkesi ABD' nin en çok tıklanan sitesi konumunda. Hayallerin çok ötesinde elbette... Ama iş ileriyi görmekte ve ona yatırımı doğru risklerle alabilmekte...Peki Google' ın kurulumunu incelediğimizde detay nerede saklı sorusunu soralım kendimize. Detay şu: herkesin kullanabileceği bir şeyi hayal etmek ve onu üretmek...
Bunu büyük bir vizyon olarak değerlendirebilirsiniz ama aslında en temel olan şey bu. Bu yazıyı okuyorsanız eğer sırrı merak ediyorsunuz. Sır, olmayacak gibi gözükebilen çok basit iki doğruyu birleştirmekte. Sır, uçabilmekte.
Hala genç olan başka bir milyoneri inceleyelim. İnternet dünyasının son akıllı çocuğu: Mark Zuckerberg! Kendisi Facebook' un kurucusu. Hikayesi çok tanıdık olduğundan hiç açmayacağım. Dünyanın en çok tıklanan 4. web sitesi. ABD' de ise 3. sırada yer alıyor. Değeri 5 trilyon abd doları. çıkış noktası ise "yine aynı". Arkadaşlarının konuşabileceği bir portal yaratmak istiyor. Açığı görüp dünyanın buna ihtiyacı olduğunu görüyor ve bunu gerçekleştiriyor. Sır' ın hala uçmak olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Elbette sadece sırlar yeterli olmuyor bu kavrayışı pozitife çevirmeye... Bu tarz şeylerde ilk olanlar sadece sıyrılıyor gibi gözüküyor. Realist bir bakış açısı, daha öz ama daha net veriler istiyor. Şimdi de o şekilde bir inceleme yapalım.
Günümüzde birçok kişi internetten küçük pazarlama siteleri kuruyor. Toptantıcısı ile anlaşıp satış yapanlar, depo ve satış elemanı gibi ek giderler olmadan satışını gerçekleştiriyor. Başarılı olanların gelirleri bir kaç bin türk lirası. Ayrıca satış sonrası hizmeti de toptancının verdiğini hatırlatalım.
Bu örneğe benzer bir örneği de internet ortamından bağımsız olarak verelim. Çeşitli ürünler satan (kozmetik, vs.) bir firma sizin çevrenizi kullanarak sizin kar etmenizi sağlıyor. Siz eşiniz dostunuza mal satıyorsunuz ve bunun üzerinden maaşsız olarak pirim alıyorsunuz. Bu pirim siz firmaya satıcı kişi sattığınız anda da yükseliyor. Son yılların en büyük pazarlama şekillerinden biriydi bu. Bunlar her ne kadar kaderinizi kendi ellerinize bırakmışsınız gibi gözükse de elde edebileceğiniz alternatif olanaklar. Bilinmiyor olması sizin suçunuz değil elbette. Kaçırdığınız bir fırsat.
Bir diğer konuda ekonomiye olan bakış açısı. Bir çok kişi ekonomik faaliyetlerin geçerli olduğu ticareti iyi anlamış durumda değil. Ticaretin siyaseti olmuyor, dini-dili-ırkı olmuyor. Başarabiliyorsanız ürününüzü satabiliyorsunuz. Temel olarak bilinmesi en temel olan şey x bir şeyin satılabilecek olduğu gerçeği. Mesele bunu satmak. İşte bu noktada insanlar yanılgıya düşüyor. Kendilerince yaptıkları hesaplarda bu iş tutmaz deniyor. Bunun temel sebebi kişinin kendini o konuda yetersiz hissetmesi. Çözümü nedir?
Elinizde olan ürünü çok iyi bir şekilde tanıyın. Şunları kesinlikle bilin:
- Nerede yapılıyor?
- Üretim sürecinde nasıl işlemlerden geçiyor?
- Hammadesi nedir?
- İşçilik ve emek değeri nedir?
- Piyasadaki pazarı (satılabilirliği) ne kadar?
- Bu ürünün düğer üreticileri kim?
- Ürününüz ile benzerleri arasındaki fiyat ilişkisi nedir?
- Ürününüzü diğer ürünlerden ayıran bir özellik var mı?
Bu soruları cevaplayabildiğiniz sürece alıcı olarak tanımladığınız tüketiciyi elinizde tutmuş olursunuz. Unutmayınız ki yukarıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar ne kadar net ve hatta ne kadar pozitif ise o ürünü o yüzdelik değerle satmış sayılırsınız.
Kendinize güvenin ve hayallerinize gerçekleşmeyecek gözüyle bakmaktan vazgeçin!
Yiğit KIRCA


